Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) üye ülkelerin meclislerinden seçilen 306 üyeden oluşuyor.Haber bilgisiYazan, Güven ÖzalpUnvan, Brüksel17 dakika önce
Avrupa kurumları, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve sonrasında yaşanan gelişmeleri takip etmeye devam ediyor.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Türkiye’yi acil konu olarak gündemine aldı.
Bu çerçevede Türkiye’deki son gelişmelere ilişkin bugün bir oturum düzenlenecek.
Türkiye’nin iktidar ve muhalefetten 18 milletvekiliyle temsil edildiği AKPM’de, Avusturyalı parlamenter Stefan Schennach ile İngiliz parlamenter David Blencathra tarafından hazırlanan bir rapor da ele alınacak.
Rapor tartışmaların ardından oylamaya sunulacak.
Kabul edilmesi haline AKPM’nin resmi çağrısı niteliği kazanacak.
Belge, Türkiye’ye yönelik oldukça sert eleştiriler içermesiyle dikkat çekiyor.
Belgede, AKPM’nin derin endişe duyduğu belirtilerek son gelişmelerle ilgili “siyasi amaçlı ve muhalefeti sindirme, faaliyetlerini engelleme, çoğulculuğu bastırma ve siyasi tartışma özgürlüğünü kısıtlama girişimi” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye, 1949 yılından beri Avrupa Konseyi’nin 46 üyesinden biri.
AKPM üye ülkelerin meclislerinden gelen 306 üyeden oluşuyor.
Türkiye’nin 18 üyesi arasında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyetçi Halk Partisi (CHP), DEM ve İyi Parti üyeleri de var.
‘AKPM insan hakları ihlallerini şiddetle kınamaktadır’
Tutuklama sonrasında düzenlenen gösterilere de değinilen taslak raporda şu ifadelere yer verildi:
“[AKPM], göstericilerin haksız yere gözaltına alınması ve tutuklanmasının yanı sıra protestolar sırasında kolluk kuvvetleri tarafından orantısız güç kullanılmasını ve gözaltında tutulan kişilere yönelik kötü muamele veya diğer insan hakları ihlallerini şiddetle kınamaktadır.”
Taslak belgede, “Gazeteciler ve medya kuruluşları, protestolar ve diğer ilgili olaylar da dahil olmak üzere, kamu yararını ilgilendiren konularda haber yapmakta özgür olmalı ve gazetecilik faaliyetlerini yürüttükleri için cezalandırılmamalı veya taciz edilmemelidir” vurgusuna da yer verildi.
Raporda, gelişmeler için, “demokratik değerlerden uzaklaşma” yorumu yapıldı.
AKPM’nin talepleri arasında diploma da var
Taslak belgede, İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve üniversite diplomasının iptaline ilişkin kararın yürürlükten kaldırılması talep ediliyor.
Belgede ayrıca ifade ve toplanma özgürlüklerine, insan haklarına tam saygı gösterilmesi ve kolluk güçlerinin orantısız güç kullanmaması ve “asılsız suçlamalarla gözaltına alınan tüm protestocuların serbest bırakılması” talep ediliyor.
Gazetecilerin serbest bırakılması, yayıncılara uygulanan yaptırımların kaldırılması, toplumsal eylemlere daha fazla genel yasak getirilmemesinin sağlanması, sosyal medya ve internete tam erişim AKPM’nin taslak belgedeki çağrıları arasında.
Kaynak, Getty Images
Fotoğraf altı yazısı, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından 29 Mart’ta İstanbul’un Maltepe ilçesinde düzenlenen mitinge yüz binlerce kişi katıldı.
Türkiye’nin binlerce yıllık tarihe ve bir asırdan fazla süredir demokrasiye sahip olan bir devlet olduğunun hatırlatıldığı belgede, “Avrupa Konseyi’nin (AK) uzun süredir üyesi olan ve Avrupa’da güvenlik, istikrar ve barışın sağlanmasında önemli bir aktör olan Türkiye, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünün desteklenmesinde de önemli bir rol oynamıştır” deniliyor.
PKK’nın silah bırakmasını sağlama amaçlı süreçten de olumlu bir şekilde bahsedilen raporda, “Bu çerçevede [AKPM], İmamoğlu’nun tutuklanması ve gözaltına alınması ve bunu çevreleyen endişe verici olaylar karşısında daha da büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır” ifadeleri kullanılıyor.
AKPM’de Türkiye’yi temsil eden heyetin AKP ile MHP mensubu bazı üyeleri taslak belgede değişikliklere gidilmesi amacıyla 12 değişiklik önergesi verdi.
Hükümet, Avrupa’dan gelen eleştirilere nasıl bakıyor?
Türkiye, üyesi olduğu ya da olmadığı Avrupa kurumlarından yapılan son eleştirilerden hoşnut olmadığını gizlemiyor.
Ankara, bu açıklama ve yorumları ön yargılı buluyor ve çifte standart olduğu görüşünü işliyor.
İmamoğlu’nun tutuklanmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkilendirmeye yönelik açıklama ve yorumlar da Ankara’nın sert tepkisine neden oluyor.
Kaynak, Getty Images
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, geçen ay gelişmelere ilişkin bir basın toplantısında bu iddiaları kesin dille reddettiklerini söyledi.
Aynı toplantıda, “Hukuk devletinde suç işlendiğine dair bir iddia varsa, savunmanın yapılacağı yer sokaklar değil yargı makamlarıdır” ifadelerini kullanan Tunç, “Yargılama süreçlerine müdahale hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Maalesef uluslararası toplumda yapılan son açıklamalarda bu temel ilkenin gözardı edildiğini görüyoruz” demişti.
Ankara, Avrupa başkentlerine ve kurumlarına yönelik mesajlarında, sağduyulu yaklaşım gösterilmesinin Türkiye’nin iç hukukuna saygının bir gereği olduğu ve devam eden soruşturmanın sonucunun sorumlu bir tavırla beklenmesi gerektiği tezlerini işliyor
Türkiye sekiz yıldır denetim sürecinde
Türkiye, 2017’den bu yana Avrupa Konseyi’nin denetim sürecinde.
Denetim süreci, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında yükümlülüklerini yerine getirememiş, demokrasisi belirli bir olgunluğa ulaşmamış ya da bu alanlarda ciddi zaafları olan ülkelere uygulanıyor.
Bu süreç bir bakıma ilgili ülkenin Avrupa Konseyi üyesi olmaktan kaynaklanan yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediği anlamına da geliyor.
Türkiye, 1996-2004 döneminde de denetim sürecindeydi.
Sonrasında Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerine başlayabilmek için yaptığı reformlar sayesinde bu süreçten çıkarıldı.
Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki gelişme ve uygulamalar bu sürecin Türkiye için 2017’de tekrar devreye sokulması sonucunu doğurdu.
Türkiye’nin Avrupa Konseyi tarafından belirlenen şartları yerine getirmediği sürece denetimden çıkma ihtimali yok.
Kaynak: BBC Türkçe
